Ocak ayında yapılan bir lansmanla, Formula 1 Türkiye Grand Prix’sine adını vererek bir anda ülkemiz motor sporlarında öne çıkan Petrol Ofisi (PO), daha sonra peş peşe gelen ataklarla bu işe iyiden iyiye el koyduğunu söylüyordu. GP2 Serisinin yeni takımı Fisichella Motorsports International’ın (FMS) ana sponsorluğu, ardından Formula 3 Serisinde F3 Europe Takımı ve Cemil Çıpa’nın sponsorluğu derken, işin ta başına dönerek, kartinge de uzandı ve “25 Küçük Adam” Projesini tanıttı ve böylece halka tamamlanmış oldu.

Kalabalık bir basın grubu halinde, PO’nun konuğu olarak 23 Nisan haftasonu San Marino’daki GP2 ve Formula 1 yarışlarındaydık. İlk akşam verilen yemekte TOSFED Başkanı Mümtaz Tahincioğlu, FMS International Takımının ortağı ve Renault Pilotu Giancarlo Fisichella ve takımın pilotları Jason Tahinci ile Luca Filippi ile birlikteydik. Yemeğin sonundaki soru-cevap bölümünde Jason ve Luca’ya, bugünkü tempoda gittiği takdirde kısa bir süre sonra Formula 1’in GP2’ye destek veren bir alt kategoriye dönüşüp dönüşmeyeceği konusundaki düşüncelerini sormuştum. Genç pilotlar, “Patron” Fisichella’nın da aynı masada olmasından mı çekindiler bilmem ama, sorduğum bu soruya politik ve diplomatik bir yanıt verdiler: “GP2, Formula 1’e destek serisi olarak sürecek ve kendilerinin de tek hedefleri ve rüyaları, gelecekte birer Formula 1 pilotu olmak”.
Uluslararası bir yarışmada, üstelik Formula 1’in alt kategorisi ve destek serisi olan GP2’de bir takımın otomobilleri üzerinde bir Türk markasını enine boyuna görmek inanın çok güzel bir duygu. Üstelik bu takımın pilotlarının birisinin de Türk olması ve kaskının üzerinde ay-yıldızı taşıması daha da heyecan verici bir duyguydu.

Imola’da bir gün önce akşam yemeğinde tanıştığım ve GP2 Padok’unda bir süre sohbet ettiğim, takımının sempatik İtalyan Pilotu Luca Filippi, serinin İspanya etabında yerini ani bir şekilde Giorgio Pantano’ya bıraktı. FMS’in Filippi ile neden yollarını ayırdığını bilmek zor, ancak Formula 1 tecrübesiyle Pantano’nun hem takıma sağlayacağı katkı, hem de Jason Tahinci’ye aktaracağı birikim çok önemli.
GP2’de "Todt" soyadı ve ART Racing
Formula 1’in destek serisi GP2’nin Imola’daki Padok’unda, serinin Basın Danışmanı Will Baxter’ın konuğu olarak bulunduğum medya çadırında çok ilginç tartışmalara tanık oldum. Bunlar arasında en fazla dikkatimi çekense, Ferrari Takım Direktörü Jean Todt ile oğlu Nicolas ile ilgili olanıydı. Değişik ülkelerden basın mensupları, GP2’de ART Racing’in Patronu ve aynı zamanda Jean Todt’un oğlu olan Nicolas’ın babasından büyük destek gördüğü idi. Her ne kadar Jean Todt net biçimde bunun gerçek olmadığını, ortak yönlerinin sadece aynı soyadını taşımak olduğunu söylese de, söylentilerin önüne geçmesi olası değildi. GP2 istatistiklerine bir göz attığınızda, ART Racing’in açık bir şekilde sporu domine ettiğini görüyorsunuz. Geçen yılın Şampiyonu Nico Rosberg bir ART Racing pilotuydu. Bu yıl da takımın bir başka pilotu, Lewis Hamilton zirveyi ciddi biçimde zorluyor. Küçük Todt’un bir başka özelliği de, Flavio Briatore gibi menajerlik alanında etkin olması. Nicolas Todt, Ferrari’nin yeni Brezilyalısı Felipe Massa’nın da menajeri. Aslında Nicolas ile Massa’nın bu iş ilişkisi son derece normal, ancak spekülasyonlara da son derece açık. GP2 medya çadırında, Ferrari (Jean Todt) ile ART Racing (Nicolas Todt) arasındaki bir başka “ilginç” bağdan daha söz edildi: her iki takımın da ortak bir “büyük” sponsoru var. Asıl çarpıcı iddia, ART Racing’in bir şekilde Ferrari telemetrelerine, verilerine ulaşabilmesiydi. Baba Todt’un, oğlunun geçen yıl Williams’a, bu yıl da büyük bir olasılıkla McLaren’e gitmesi gündemde olan bir başka pilotu yetiştirmesinin sadece bir tesadüf olduğunu söylediği de dile getirildi. Nurburgring’de her iki takım ve soyadları Todt olanlar çok büyük bir mutluluk yaşadı. Avrupa GP’sini bir Ferrari kazanırken, ART Racing de GP2’ haftasonuna egemen oldu.

25 Küçük Adam Projesi
Bir Ayrton Senna’nın, Mika Hakkinen’in, Michael Schumacher’in veya Kimi Raikkonen’in de kartingden geldikleri düşünüldüğünde, ülkemizde motorsporlarının bu “ana okulu”na neden gereken önemin verilmediğini ve ilginin gösterilmediğini hep düşünürdüm. Teorik olarak en başta yapılması gerekeni, pratik olarak sırada zorunlu değişkikliği yaparak en son gerçekleştiren PO, Türkiye Karting Şampiyonası ve 25 Küçük Adam Projesi ile, Formula 1’e giden zincirin son halkasını da böylece takmış oldu.
TOSFED ile birlikte yürütülen, 8-10 yaş arası çocukları kapsayan 25 Küçük Adam Projesi’ne yurdun dört bir yanından gelen 136 başvuru, Mart ayında Necip Bektaş, Ann Tahincioğlu ve Naci Sualp’den oluşan juri üyeleri tarafından bir elemeye tabi tutuldu ve başarılı olan 25 Küçük Adam, Petrol Ofisi Türkiye Karting Şampiyonası içerisinde yer alan Mini Kategorisi’nde yarışmaya hak kazandılar. 13-14 Mayıs tarihlerinde antreman yaparak özel bir eğitim alacan minik pilotlar, 20-21 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da yapılacan ilk yarışta mücadele ettiler. Mini kategorisinde yarışacak 25 Küçük Adam , 7-8 Ekim’de İstanbul’da yapılacak PO Güney Doğu Avrupa Karting Şampiyonası’na da katılarak ilk uluslar arası tecrübelerini kazanacak.
Projenin lansmanında konuşan Petrol Ofisi Genel Müdürü Jan Nahum; “Motorsporlarının ilk okulu olan karting dalındaki hem Türkiye Şampiyonası sponsorluğumuz hem de 25 Küçük Adam projesi ile amacımız ülkemizin motorsporlarındaki gelişimine destek vermek ve geleceğin pilotlarının yetişmesini sağlamaktır. Türkiye algısını güçlendirmek, uluslar arası söylemini pekiştirmek inancı ile ülkemizin tanıtımına destek veren Petrol Ofisi, PO FMS GP2 Takımı ile geleceğin F1 pilotları olacak genç sporcularımızla uluslar arası motorsporları platformunda yer alarak geleceğe yatırım yapmakta; GP2 ve Formula 3 Avrupa Şampiyona’larında aktif rol alarak Türkiye’yi temsil etmektedir.” dedi.
Türkiye Otomobil Federasyonu Başkanı Mümtaz Tahincioğlu ise, küçük yeteneklerin motorsporları ile tanışmasını sağlayacak ve ülkemizde yeni pilotların yetişmesine destek verecek 25 Küçük Adam projesini, ulusal ve uluslararası arenada motorsporlarına yatırım yapan Petrol Ofisi ile birlikte gerçekleştiriyor olmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirtti ve
“Türkiye Karting Şampiyonası’nın da ana sponsorluğunu üstlenen Petrol Ofisi ile motorsporlarında yeni bir dönem başladı. Böylece en büyük rüyam gerçekleşti”dedi.

21 Mayıs’ta Tuzla Karting Pistinde yapılan ilk yarışı izleme şansım olmadı, ama o 25 miniği daha önce yapılan lansmanda heyecan, coşku ve arzu içinde görmek inanın gözlerimi yaşartmıştı.
Genel Müdür Jan Nahum’un bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi bakalım bizleri daha ne sürprizlerle karşılaştıracak. 21 Mayıs Pazar günü PO’nun bir başka alandaki etkinliği, “Uluslararası PO Türkiye Offshore Şampiyonası”nın açılış yarışı için Caddebostan sahilindeyken, firmanın sponsorluğunda Everest Zirvesini zorlayan genç Türk ekibinin girişimlerinde başarılı olduklarını duydum ve gururlandım. Bu arada aklıma da bazı hınzır sorular geldi. Bakalım PO havacılık alanında da bir bomba patlatıp, bu alandaki o ünlü “üçlemeyi” de tamamlayacak mı? Her ne kadar uçuk gelse de, demiryollarında da PO’dan bir aktivite gelecek mi? Olmaz olmaz dememek gerek, işin başında Jan Nahum olduğu sürece herşey olabilir...